İlker Ortaç

73′de zor da olsa doğmuşum. Beyne oksijen gitmeyince zor oluyormuş. Yıl 2016 hala zorlanıyorum, duble yolları kafasına yapmalı insan. Çocukluğum güzel geçti, sevgiyle. Babamdan okumayı, annemden yazmayı öğrendim. Annem öğretmendi, fena da yazmazdı, her şey istediğin gibi olacak dedi, iyi yazdı … Ne olmadı ki ? Sokakta hep savaş oldu, ekmek almaya gidip, geri dönemeyenler oldu, bir adam, yaşadığımız kentte 84′de belediye başkanı oldu da, sonra bi yok olamadı. Çok oldu. Bilgisayar programı yazardım ben, bıraktım öykü yazdım, roman yazdım, senaryo yazdım. Bazı yazdıklarımı çektim, festivale falan gittim. Onlar kısalardı, ben hep uzun metraj istedim. Sonra çektim İstanbul’a gelip yerleştim. Bir vakit, bizim sinemamızdaki sakatlık olgusuna epey içerledim, sosyoloji yüksek lisansa başlayıp, kuram eksiğimi kapatmaya gayret ettim. Bu esnada oğlum koca adam oldu, aşk oldu, gönlümün iklimi değişti muson yağmurlarına vatan oldu. Ama kafamda hep aynı soru oldu; ‘Annem gerçekten iyi mi yazıyordu?’ Ben doğruyu söylediğine inanmak istiyorum. Onu bilmem ama bu ara sadece yazıyorum. Aklımda sadece yazmak var, daha ne olsun ?